Görüntüleme: 608
2 0
Okunma Süresi1 Dakika, 43 Saniye

Yıllar Sonra Bir Kitabın Sayfalarında

Etrafınıza bakın, neredesiniz, bu bulunduğunuz yer tam olarak neresi? Yıllarca hayalini kurup o hayal uğruna emek sarf ettiğiniz yerde misiniz? Hedeflediğiniz, uğrunda onlarca şeyden vazgeçtiğiniz o yere ulaşabildiniz mi? Daha doğrusu şu an olduğunuz yerden gerçekten memnun musunuz?

Carl Larsson, “Flowers on the windowsill”, 1894

İnsan yapısal olarak istediği o yer uğruna çabalar. Bazen olmadığını görür, bir şeylerin ters gittiğini ve ulaşamadığını görür. Bazen de kendisine görmek için bir şans bile tanımadan çevresindekilerin dediklerine inanır sadece. O yerin ne kadar ulaşılmaz olduğunu, ulaşmak için imkansızı başarmanın gerekli olduğunu söylerler. Tabii, genellikle kolayı tercih eden insan kendini yapamamaya o kadar odaklar ki, artık kendisi bile inanamaz öyle bir olasılılık olduğuna.

İnsan, yapmakta güçlük çektikleri konular hakkında kolay ikna edilebilen bir varlıktır.

İkna olmak için adeta etraftan “imkansız” kelimesini duymak için çabalar. Bazen de duymasına gerek bile kalmaz pes etmesi için. Ne kadar da yazık oysaki, insanın kendine olan inancı olmadığı müddetçe bırakın istediği yere ulaşmayı, bir noktadan diğer bir noktaya giderken duraksar, gidemez o yolu, korkar.

Arkasını döner, bakar o yola, buradan daha önce kimse geçememiştir. Kendisinin nasıl geçeceğini düşünür, tam o anda, o yolun ortasında durur ve kendisini ikna çalışmalarına başlar. Nasıl yapamayacağı hakkında kendisini ikna eder. Oysaki tarihe yazılmış ilkler de böyle başlamamış mıdır? Daha önce gidilmeyen bir yoldan giden insanlar tarihe adlarını altın harflerle yazdıran insanlar değil midir?

O gidilmeyen yoldan gidenler, yollarını kaybederler, uzun bir süre kimse ulaşamaz onlara. Uzun bir zaman sonra ulaşırsanız onlara, bir romana konu olmuşlardır çünkü.  İnsan, sürekli olarak başkaları tarafından aşağıya çekilir, sürekli olarak yapamayacağı hakkında yargılara maruz kalır. Onları alır ve kabul eder.

O yolu tercih edenlerin aksine, yola adımını atmayanlar, o kadar inanmışlardır ki yapamayacaklarına, gözlerinin önüne gelen fırsatları dahi görmezler. İstediklere yere bir şekilde ulaşırlar ama o yerin istedikleri yer olduğunun farkına dahi varmazlar. Onlar için istedikleri o konum ulaşılmazdır. Her ne kadar ulaşsalar bile, kafalarını kaldırıp bakmazlar etraflarına. Kafaları başkaları tarafından bastırılmıştır çünkü. Tüm hayatları da o yolu ilk kez geçen kişileri izlemekle geçer, akıp gider onca çaba…

Happy
Happy
100 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Previous post Takıntılı Düşünce; Obsesif-Kompulsif Bozukluk
Next post Kırmızı Pazartesi ve Toplumsal Cinsiyet Üzerine

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.