Görüntüleme: 40
0 0
Okunma Süresi2 Dakika, 57 Saniye

Mayaların Kehaneti Gerçekten Gerçekleşmedi Mi?

Mayaların en eski uygarlıklardan ve en bilge toplumlardan biri olduğu dünya tarafından kabul edilen bir gerçek. Ne kadar gelişmiş bilgi düzeyine ya da ne kadar derin enerji seviyelerine sahip oldukları M.Ö. kurulmuş bir uygarlık olmasına rağmen insanlığa bıraktıkları miras, yani hala çözülemeyen şifreli yazıtlarından anlaşılıyor. Peki neydi Mayaları özel kılan? Mayalar derin insan seviyelerinde yaşarlarken neyden destek alıyorlardı? Tabii ki gezegenler yani astronomi. Mayaların iyi birer gökbilimci ve matematik uzmanı oldukları birçok kaynakta yazılı. Gezegenlerin konumlarını, birbirleriyle yaptıkları açıları hesaplayarak takvimler oluşturmuşlar; bu takvimlerde dünyanın geleceğiyle ilgili kehanetlerde bulunmuşlardır. İşte insanlık bugün hala bu şifreleri çözmek için uğraşıyor.

Yapılan incelemelerde en çok ilgi uyandıran bulgu, bir mezar taşının üstündeki simgeler birleştirildiğinde 3 sembolün ortaya çıkmasıdır. Bunlardan biri güneş haçı, biri jaguar diğeriyse yarasa. Mayaların kutsal kitabı olan Popol Vuh’ta aslında bu semboller geçer. Jaguar 5.çağı yani yaşadığımız dönemi anlatır. Yarasa ise ölümü temsil eder. Güneş haçına bakacak olursak da üzerinde delikler görülür. Çözülen şifrelere göre bu delikler güneşin manyetiğindeki değişiklikleri bize gösterir. Güneşin manyetiğindeki değişiklikler de kutuplarda açı değişimine, kutup kaymalarına sebep olur. Bu da günümüz iklim değişikliklerinin sebebini bize açıklar. Bu şifreleri inceleyen bilim insanlarına göre 5.çağda(jaguar) güneşin manyetik alanının bozulmasından kaynaklı (güneş haçı) ölümler(yarasa) yaşanacaktır.

5.çağı biraz açacak olursak Babillerden Azteklere Yunanlılardan Mayalara kadar birçok bilge uygarlık Altın Çağ’dan bahsetmiştir. Popol Vuh’ta da yeryüzündeki canlıların 4 zaman döngüsü yaşadığından bahseder. Hindu kutsal metinlerinde de yaşadığımız 4 çağ anlatılır. Bu metinlere göre;

“Krita Yuga” erdemin, Tanrısallığın hakim olduğu zaman döngüsü, “Treta Yuga” bölünmelerin ve açgözlülüğün yavaş yavaş başladığı zaman döngüsü, “Dvapara Yuga” hastalıkların ve felaketlerin yaşandığı zaman döngüsü, “Kali Yuga” adaletin yok olduğu, savaşların yaşandığı, kaosun hakim olduğu, negatif yıkımın olduğu zaman döngüsüdür. Bu çağlardan İskandinav halkları da Balta, Kılıç, Rüzgar, Kurt adlarıyla bahseder.

İşte Popol Vuh’tan bir bölüm:

“Zaman çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Birinci zaman Kaplan Güneşi zamanıdır. Bundan sonra büyük Rüzgarın Güneşi daha sonra Ateşli Gök Güneşi zamanları geçmiştir. Bir de şimdiki zaman vardır şimdiki zaman dünyanın sonuna kadar devam edecektir ve işte üçüncü zaman insanları tanrılar tarafından ölüme mahkum edildiler. Ve büyük bir ateş zehir taş yağmuru göklerden yağdı. Ateşten daha sıcak rüzgarlar insanlığı mahvetti…”

Maya takviminin 2012 yılında sonlanması dünyanın sonu kehanetini akla getirdi. Mayalar takvimi sonlandırmayla aslında insanlara tam olarak ne anlatmak istediler? Gerçekten dünyada fiziki bir yıkım mı yaşanacaktı? Kıyamet mi kopacaktı? Yoksa 2012’den bahsettikleri 4.çağ Kali Yuga’nın sonlanacağı negatif dönemin son bulacağı 2012’nin bir dönüm noktası olacağı mıydı? Yani Altın Çağ’ın başlangıcı… Kali Yuga’da dünyaya hakim olan kaosun bitişi ve bu bitişin sonundaki yeni başlangıcı… Evet. Aslında bu sonlanma insanoğlunun değil negatif dünyanın yok oluşuydu. Maya kehanetlerinde 2012’de Kali Yuga’nın bitişi, insanlığı sarmalayan kaosun yok olacağı öngörülmüştü. Peki neden hala dünyada negatif olaylar kendini gösteriyor diye düşünecek olursak… Savaşlar, doğa katliamları, soykırımlar, din adına yapılan sömürüler, cinayetler vs. neden hala gündemde? Çünkü bu enerjiler insan zihninden çıkan negatif olgulardır. Takvimdeki öngörüler yeryüzüne aittir, insanoğlunun iç dünyasına erişemez. Nitekim Tanrı bile dünyaya müdahale eder ancak insanoğlunun arzularına ve zihnine müdahale etmez. Yani aslında şu an dünyada kalan tek negatif olgu insan zihnidir. Yani insan kendi içindeki kaosu yine kendisi bitirecektir. Tabii Kali Yuga bitimiyle insanoğlunun içindeki bencilliği, hırsı, açgözlülüğü vs. yenmesi daha kolay olacak ve her insan bunu başardıkça bu pozitiflik enerji olarak diğer insanlara da yayılacak ve dünyaya hakim olmaya başlayacaktır. İşte Mayaların 2012 kehanetiyle anlatmak istedikleri tam olarak buydu. Acaba biz bu bilge uygarlıkların aktardığı kadim bilgileri içimize ne kadar yerleştirebileceğiz? Bu çağa ne kadar ayak uydurabileceğiz? Unutmamamız gereken en önemli şeyse; çağlar da dünya da yaşanabilecek olaylar da insan zihninin eseridir.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Previous post Siyah Dergi’de Ayın Yazarları Belli Oldu!
Next post İlahi Komedya ve Klasik Türk Edebiyatı

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir