Görüntüleme: 239
0 0
Okunma Süresi2 Dakika, 21 Saniye

MEDYA

Söylenilen her şeye inanmalı mıyız? Ya da siz inanıyor musunuz? Gördüğünüz bir haber mesela, doğruluk payı var mı bilinmeden inandığınız olmuştur. Hepimizin oluyor. Peki bu inanmalar/inanmamalar bize ne katıyor? Bazen hayatımızı değiştiriyor, bazen düşünce yapımızı. Kendimizi insanların söylediği şeylere göre şekillendirmemiz ne kadar doğru? Sonucu bilmeden bir yola girmek gibi değil mi? Mesela biz neden bir ünlünün normal bir memur ya da hiç okumamış biriyle evlenmesini hep yadırgıyoruz? İnandığımız şeyler bize bir ünlünün böyle bir şey yapabilme olasılığının az olduğunu söylüyor çünkü. Böylelikle olabilirliği olan şeyleri bile çevrenin bize inandırdıklarıyla reddetmeye çalışıyoruz, ihtimal veremez hale geliyoruz. Bunlardan doğal ne olabilir ki dönüp baktığımızda. Algılarımız, düşüncülerimiz, yaşam tarzımız zamanla insanların bize inandırdıkları şekilde var olmaya başlıyor.

Bir haber yaparken, birinin hakkında konuşurken empati duygumuzdan yoksun hareket ediyoruz. Unutturuluyor bir nevi bize, insanlara insan gibi bakmak. Bunun merkezinde ne var diye soracak olursak, çıkacak cevap belli; Medya. Evet medya bizi doğru bulduğumuz şeyleri bile yanlış olarak algılatmaya zorluyor. Buna genel olarak yenik düşüyoruz. Baktığımız zaman herkes iyi ve mutlu anlarını yansıtıyor medya. Biz de bir süre sonra çok takipçisi olan insanların yaptıklarını doğru bulup onlar gibi şekillenmeye başlıyoruz. Sıradan bir öğrencisiniz ve sabah güne yulaflı bir karışımla başlıyorsunuz. Sizce sizin doğduğunuz ev böyle bir yer miydi? Sizin uyandığınız sabahlar böyle sabahlar mıydı? Tabii böyle hayatlar vardır ama genel kitleye bakıldığın da bunun inandırılan şeylerin bir ürünü olduğunu söylemek bence mümkün. Kendimiz olmayı unutup başkaları oluyoruz. Farkında mıyız, değil miyiz bilmiyorum. Çoğu insana da normal geliyordur. Yaş fark etmeksizin çoğu kesim kolay para kazanma derdinde. Çünkü insanlar artık okudukça daha azının kazanıldığını görüyor medya sayesinde. Bir tıkla, bir yayınla milyarlar kazanan gençliğin okuyup iyi yerlere gelinmesi bekleniyor. Çabaladığı kadarını alamayan gençlik ise yolunu kısa yollardan bulmaya çalışıyor. Kimisi çok çirkince yapıyor bunu, kimisi işinin hakkını vererek. Herkesin hayali lüks içinde yaşamak, çok parası olmak. Kim istemez ki bunları? Bunları istememizin başlıca etkenlerinden biri de yine medya. Şöyle düşünelim, medya bu kadar yaygın olmasaydı, herkesin özel yaşamına hakim olunmasaydı, görülmeseydi bazı şeyler ve duyulmasaydı biz bu kadar herkesin istediği hayata ulaşmak için kolay yollardan para kazanmaya çalışır mıydık? İnanmış olmasaydık çoğu insanın gerçeklerine, gerçeklerimizi değiştirir miydik?

 

Medyanın gücü öyle fazla ki inandıklarımızla birlikte hayatımız değişiyor. Kendinden yaşça küçük insanların, büyük insanlardan daha çok şeye sahip olunduğu görüldüğünde hayal kırıklığı yaşanıyor. İllaki herkesin bir kere de olsa içinden “benden küçük ama aldığı, kazandığı, giydiği v.s. şeylere bak” dediği olmuştur. Bunu bize yaşatan şey medya. Bağımlı kalmasak da bağımlı kalıyoruz. Bazen görüp, duymak istemediğimizden uzaklaşıyoruz ama kendimizi yine aynı nokta da buluyoruz. Örnek almak, onlar gibi olmak istemek hatta olmak herkesin hakkı. Herkeste hakkı olanı almak istemenin peşinde, doğal olarak. Fakat bir oturup düşünmeli ve bize bunca şeyi dayatan etkenlerin farkına varmalı. Kendimizi suçlamadan, karşıdakini eleştirmeden, eleştiriliyorsa da güzel bir dille söyleyerek düşünebilmeli ve sahip olduğumuz şeylere şükrederek ilerlemeli.

 

Yazar: Büşra Nur Ertilal

admin

Yazar:

siyahdergi.com
administrator
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Previous post Emily in Paris Dizi İncelemesi
Next post Kalpteki Ev Film İncelemesi

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir