Görüntüleme: 174
2 0
Okunma Süresi1 Dakika, 32 Saniye

BÜYÜMEYE ÇEYREK KALA

Zaman… Bir dakika, bir saat…  Büsbütün her hücreme dolan, hapsolan binlerce gün.

O günlerin birinde çok sevdiğim bir arkadaşımla yollarımız ayrıldı. Daha önce hissettiğim özlem duygusundan çok daha farklıydı bu. Tarif edemedim. Anlatamadım. Çok yalnız hissettim, bir çıkar yol bulmak istedim. Bir sabaha kayıp haberiyle uyandım. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, her anımı bu tazelikteki acıyla geçireceğimi düşündüm. Günler geçti, zaman akmaya devam etti. İçimdeki acı hiç yok olmadı ama her gün, yavaş yavaş bayatladı. Bir başka gün karamsarlığa düştüm. Öyle alelade, sebepsiz. Belki her zaman giydiğim mont o gün yakışmadı diye. Belki de özenle saçımı yaptığım gün yağan yağmur yüzünden. Delicesine ağladım. Birkaç dakika sonra aynanın karşısına geçip yaşlarla dolan gözlerimin saçmalığına güldüm.  En sevdiğim kolyemi kaybettim. Çılgınlar gibi aradım, talan ettim her yeri. Bulamadım. Taktığım hiçbir kolye onun kadar yakışmadı bana. Günlerce, haftalarca bununla dertlendim.

Bir gün dünyanın adaletsizliğine sövdüm. Haykırmak, bağırmak, tüm düzenleri bozmak istedim. İsyanımın haklılığını kanıtlamak için çabaladım. Kâh başardım, kâh başaramadım. Haksız yere kendimi savunduğum günler de oldu. Haksızlığımı bile bile kabullenmediğim, kabullenmek istemediğim, gururuma haksızlığı yediremediğim günler…

Kavga ettim. Bir gün sitemin bahçesinde koşarak oynayan çocuklara bağıran teyzeyle, diğer gün banka sırasında bekleyen yaşlı amcayla densizce konuşan güvenlik görevlisiyle. Günlerden bir gün aşık oldum. Nefesim yetişemedi kalbimin atışına. Karnımdaki kelebekler uçuşmaktan hiç yorulmadı. Ellerim hiç ısınmadı. Dizlerimin bağı çözüldü. Gözlerim ilk kez bu kadar parlaktı. Gülüşlerim belki de ilk kez bu kadar içtendi.

Sonra ayrılık acısı çektim. Damarlarımdaki kan çekiliyor sandım. Uyumadığım geceler, uyuduğumu sandığım saatler bitsin, melankolik halim geçip gitsin diye dualar ettim. Ve bir gün büyüdüğümü sandım. Bu hisleri dibine kadar yaşamak büyümeye giden yolda basamakmış aslında. Dünya üzerinde ne kadar uzun süre kalırsa kalsın, ne kadar çok şey yaşarsa yaşasın insan, son nefesine kadar tüm bu duyguları hissetmeye hep devam edermiş. İşte tam da bu yüzden aldığımız yaş ne olursa olsun büyümemize hep çeyrek kalırmış.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
100 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Previous post Boşluk – Esra TANIŞMAN
Next post 1984 ve Orwell – Semih ERTÜRK

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.